Tünektepe yani Antalyada bilinen adıyla Döner Gazino’dan arka dağ eşliğinde çok eglenerek Kaan Ceyhan ile çok eglenceli fotoğraflar çekildik. Zıplarken o kadar çok fotoğrafımız war ki bunun üzerine albüm yapma kararı aldım.
Category Archives: Main
Mimari Fotoğraf
MIMARI FOTOĞRAF
Mimari fotoğraf ilginç bir şekilde mimarlık eğitimi verilen okullarda hala üzerine cok gidilmeyen bir konu. Halbuki bir mimarlık ögrencisi için detayları, malzemeleri, dokuları ve hatta tasarıma yönelik çözümleri dahi keşfetmek için en iyi yöntemlerden biridir fotoğraf çekmek. Ben mimarlık eğitimindeki ilk senemde bunu eskizlerle denemiş ve sıkılmıştım, zira hiçbir zaman serbest el çizimlerimi beğenen biri olmadım. Fakat ne yazık ki bunu fotoğraflarla geliştirebilmem için bana yol gösterici kimse de olmadı.

- Portfolyo © Murat Germen
Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeyken yaptığım zorunlu stajlardan biri Han Tümertekin’in yanındaydı. Çoğunlukla ıvır zıvırlarla dolu geçen yaz stajımda yakalamış olduğum sohbetler esnasında en azından Tümertekin’den son derece önemli şeyler duyma şansım oldu. Bunlardan biri de her daim yanımda eskiz defteri ve fotoğraf makinası olması gerektiğiydi. O her ne kadar günlük iş yoğunluğunda yanında sadece eskiz defteri taşıyor olsa da, benim için fotoğraf çekmek çok daha keyifli. Ve dürüst olmak gerekirse serbest el çizimlerimden hala hoşlanmıyorum.

- Portfolyo © Murat Germen
Mimari fotoğrafçılığın tarihi, araştırmaya ve okumaya değer diyebilirim. Fakat benim üzerinde durmak istediğim bir konu değil. Mimari fotoğrafçılığın teknik esasları ise son derece önemli, zira bu alan en nihayetinde fotoğrafçılığın oldukça zor teknik bir dalı.

- Canon Tilt-Shift Lens Serisi
Fotoğraf çekmeye başlamadan önce yapılması gerekenlerle başlamak gerekiyor. Öncelikle fotoğrafı çekilecek yapının hangi döneme ait bir yapı olduğunu bilmekte fayda var. Bu sayede mimaride ele alınan üslubu baskın bir şekilde fotoğraflamak daha kolay olacaktır. Dolayısıyla daha önceden araştırma yapmadığınız veya tanımadığınız bir yapının fotoğraflarını çektiğinizde başarısız olma ihtimaliniz oldukça yüksek. Buna örnek olarakDeviantart gibi bir sitede arama kısmına Architecture yazmanız bile yeterli olacaktır. Bahsettiğim durumda birçok örnekle karşılaşabilirsiniz.

- Büyük Format Kamera
Bunun haricinde fotoğrafını çekeceğiniz yapının fonksiyonu da oldukça önemli. Yani eğer sadece yapının üslubunu vurgulamak gibi bir amacınız yoksa, yapının işlevini de anlaşılır kılmak üzere insanları da kısmen fotoğrafa dahil etmenin olumlu olduğu kanaatindeyim. Veya direkt olarak x fonksiyonlu yapıları çekiyorsanız, kadrajınızda insanlar olmasa bile elinizden geldiği kadar o fonksiyonu vurgulayacak kareler yakalamanız gerekiyor. Murat Germen bu husustata son derece başarılı bulduğum bir fotoğrafçı. Özellikle endüstriyel estetikle ilgilenen Germen’in kareleri görülmeye değer.

- Portfolyo © Cemal Emden
Yine önemli olan başka bir noktaysa yapıyı fotoğraflamadan önce yapının planları üzerinde çekim noktaları belirlemek. Bu sayede yapının cepheleri tek başlarına veya diyagonal olarak iki cephe bir karede olacak şekilde çekilebilir. Mimari fotoğrafçılıktaki bu yaklaşıma mimari ürünün yorumsuz olarak fotoğraflanması denir. Fakat bunu gerçekleştirebilmek için teknik olarak özel ve pahalı ekipmanlara ihtiyacınız var. Eğer refleks makina kullanıyorsanız geniş açılı bir lens kullanıp, daha sonra bilgisayarda rötüşleme şansınız elbette var, fakat bu birçok kişinin yanıldığı üzere doğru bir yöntem değil. Sırf bu iş için özel üretilen Tilt-Shift lensler ise iyi sonuçlar elde etmenize yardımcı olacaktır. Bugün neredeyse tüm mimari fotoğrafçılar orta formatlı ya da büyük formatlı makinalar kullanmaktadırlar. Bu sayede yapının düşeylerinde oluşan perspektif bozulmalarının da önüne geçebiliyorlar. Bu ekipmanlar ne yazık ki oldukça özel ve pahalı parçalar. Sadece bu etken bile mimarlık fotografçısı olmayı düşleyen birçok kişiye engel oluyor. Kendimi bu grubun içerisinde görüyorum da diyebilirim.

- Portfolyo © Cemal Emden
Bunlar haricinde teknik birçok unsur da var. Kullandığınız filmin hızından tutun da güneşin hareketine kadar birçok girdi sözkonusu. Bu tip bilgileri örneğin Doç. Dr. Özer Kanburoğlu’nun kitaplarından daha detaylı bir şekilde öğrenebilirsiniz.

- Portfolyo © Gürkan Akay
Mimari fotoğrafçılıkta yöntem olarak iki tür yaklaşım var. Birincisi daha önce de belirtmiş olduğum yorumsuz yaklaşım. Diğeriyse mimari yapıt üzerinden sanat üretilmesi maksadıyla tercih edilen yorumlu yaklaşım.

- Portfolyo © Gürkan Akay
Yorumsuz yaklaşımda daha önce de belirttiğim gibi yapının cephelerini düzgün ve sade bir şekilde karelemek esastır. Yapının cephelerinin karşısından yapılan çekimlerde yapının yatay ve düşeylerinin film karesinin ya da dijital makina kullanıyorsanız sensör kenarlarına paralel gelecek şekilde yakalanması şarttır. Daha önceden bahsetmiş olduğum ekipmana sahip değilseniz, bu çekimlerde tercih edebileceğiniz diger bir yol da yapının karşısında uygun bir yüksekliğe çıkıp oradan çekim yapmak olacaktır.

- Portfolyo © Boran Biriz
Yorumlu yaklaşımdaysa kişi kendi yorumunu da çekime katar. Yapının cephelerini fotoğraflamak yine amaç olabileceği gibi, yapıyı meydana getiren diğer detayları fotoğraflamak da bu işin bir parçasıdır. Bunun için özel bir ekipmana ihtiyacınız yok. Benim çoğunlukla tercih ettiğim yöntem bu. Öncelikle gözlemlemiş olduğum yapıların yorumsuz fotoğraflarının çok başarılı mimarlık fotoğrafçıları tarafından başarılı bir şekilde belgelendiğini biliyor olmam her ne kadar büyük bir etken olsa da, esas problem her koşulda fotoğraf çekebilecek bir ekipmana sahip olmamam.

- Portfolyo © Boran Biriz
Mimari fotoğrafçılıkla uğraşan isimlere biraz baktığınız zaman, oldukça başarılı bir kısmın mimarlık disiplininden geliyor olmasıysa çok şaşırtıcı değil. Her ne kadar yurtdışında daha çok isim biliyor olsam da ülkemizden verebileceğim başarılı örnekler arasında Cemal Emden, Murat Germen veGürkan Akay gibi isimler bulunuyor.
Source : Boran Biriz
Deniz Altında
Painting
Dominic
Varşovalı Dominik Smialowski‘den enteresan bir set. Dedesi, kendisini fotoğrafa ilk yönlendirdiğinde başarısız olmuş ama, “neden, nasıl, ne ara olduğunu anlamasam da kendi kendimi fotoğrafçılığın içinde buldum” diyor.
—
Interesting set by Warsaw based photographer, Dominik Smialowski. His grandfather was unsuccesful when he first tried to make Dominik interested in photography, but anyway he found himself taking such cool pieces without knowing how, why and since when he was keen to do so.






Venedik Maskeleri
Eldeki bilgiler, bu karnavalın ilk kez 1268’de düzenlendiğini gösteriyor. Karnavalın simgesi olan şey değişmemiş: Maske.
Maskenin anlamı ise eski zamanlarda var olan sosyal sınıf ayrımcılığının aşırılığına tepki göstermek ve aslında herkesin eşit olduğunu vurgulamak. Ayrıca bu maske sayesinde karnaval ruhunun temelinde yatan kurallara karşı koyma ve özgürlük düşüncesi de daha kolay anlaşılıyor.
Karnavalın teması her sene değişir. Kostüm ve maskeler de buna göre şekillenir. Ama her zaman konfetiler atılır, dev kuklaların başrolde olduğu gösteriler düzenlenir, eski düellolar canlandırılır, canlı heykeller sokaklarda dolaşır. Venedik Karnavalı, benzerleri arasında en iddialı ve renkli olanıdır belki de.
Tarihi 11. yüzyıla kadar uzanan Venedik Karnavalı’nın sebeplerinden biri, zamanında şehrin Akdeniz’in en güçlü merkezlerinden biri olması ve bunun getirdiği coşkuydu. Zamanla buna, kazanılan zaferler de eklendi. 18. yüzyıl döneminde ise Venedik’in kültür ve sanat anlamında hızla gelişmesi, tiyatro ve balo salonlarının, dolayısıyla gösteriş ve eğlence dozunun artması ile şehrin karnavallara ev sahipliği yapması kaçınılmaz oldu.
Maskelerle çoşan, heyecanlanan halk eğlencelerinin başında Venedik Festivali gelir. Hıristiyanlık öncesi günlerden miras kalan maskeler Venedik Festivali’nin temel figürü olarak kabul edilmektedir. Karnaval 2 Şubat’ta başlar ve günahların affedilidiği gün olan Af Salısı’nda sona erer. Ayrıca Santo Stefano Günü’nde (26 Aralık), Asensiyon’da (İsa’nın göğe yükseldiği gün) ve 5 Ekim’den Noel’in başlangıcına kadar olan dönemde de maskeler Venedik’teki halk eğlencelerinin baş tacıdır.
Venedik Karnavlı’nın en gözde iki maskesi Batua ve Punchinella’dır. Batua, siyah şapka ile takılır ve erkeksi bir görünümü vardır. Punchinella ise upuzun ve sarkık burun görünümü ile hemen farkedilir. Karnaval’daki maskelerin ortak özelliği, gizemli, çılgın ve korkutucu olmasıdır. Sanki bu üç kavram birden bir kediyi anlatır gibidir. Kedili maskeler de bu yönüyle Venedik Karnavalı’nda sıkça rastlanan maske türleri arasında yerini alır.


